oncememleket @ gmail.com

Ahmak, cahil, oyunu kime vereceğini bilmez, günde üç posta dayak yediği halde hala kocam diyen  “karı” gibi hareket eden, göbeğini kaşıyan adam, külotuyla denize giren, şambrel ile suya tutunan “halk”, kendisine yapılan seviyesiz, edepsiz söylemlere, söve ve hakaretlere sandıkta gereken cevabı vermiştir.

Üst akılın ürettiği akıl oyunları ile dolup taşan seçim dönemi “halkın” zaferi ile sonuçlanmıştır. Sözde “halk” partisi olan CHP, seçim sonrasında halkına hakaret etmiş, tercihini kabullenmemiş ve ret etmiştir. CHP, halka rağmen halk partisi konumuna inmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyetini bölmek isteyenlerle de ittifak yapmıştır. Cumhuriyet ve onu kuranların değerlerine de ihanet etmiştir. CHP, parti olmaktan da çıkmış, birçok yerli ve yabancı unsur barındıran üst akılın cemiyet merkezi haline gelmiştir.

Cahil, ahmak ve gayri medeni millet; fikir ve feraseti ile kaderine, devletine, bayrağına sahip çıkmış, kendisine üstten baklanları sandığa gömmüştür. Asıl akılsız, fikirsiz ve bilgisizlerin onların kendileri olduğunu yüzlerine haykırmıştır. Öyle ki, bu fikirsiz ve akılsızlar grubu, seçim sonuçlarını dahi değerlendiremiyor, akıl ve sır erdiremiyor. Cumhurbaşkanının şahsında tecessüm etmiş olan devlet ve değerlerine ayrı, kurucu unsurlardan olan MHP’ye ayrı sahip çıkmıştır. MHP’nin bittiğini ve milliyetçileri İP ’in temsil ettiğini iddia edenlerin koca bir yalancı olduklarını ve milliyetçilerin partisinin MHP olduğunu haykırmıştır.

Aynı zamanda, Cumhurbaşkanına sevdaların ve bağlılıklarını ve devletin/ordunun başı olarak onu görmek istediklerini çok net olarak teyit etmişler. Ancak, metal yorgunluğu başlığı altında yapılan teşkilat değişikliğini yeterli bulmamış ve Ak Parti kadrolarının, geleceğin inşası için yeniden kurgulanması ve yenilenmesi gerektiğini de yine aynı açıklıkla belirtmişlerdir.  Devletin bekasına, bölünmez bütünlüğüne samimi ve gerçek tüm vatandaşlarımız, soy, sop, mezhep ve bölge farkı gözetmeksizin sahip çıkmışlardır.

Cumhur ittifakının sadece bu seçim için geçici bir heves olmaması gerektiğini, kader birliği ve ülkü birliği başlığında devamını istemiştir. Türkiye’nin geleceğinin cumhur ittifakı ile kurulması ve şekillendirilmesi gerekliliğini zorlamıştır. Bu ittifakın, partililerin yöneticileri tarafından kurulmuş olmasına karşın, cumhur, ittifakın bozulmamasını ve devamının gerekliliği hususunda kesin ve net irade açıklamıştır. Millet iradesi, cumhur ittifakına tamam değil DEVAM demiştir.

Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu lideri Atatürk’ün kurduğu CHP, bu seçim döneminde, şahsi ikbal ve dış güçlerin emelleri için, FETÖ gibi bölücü terör örgütleri ve PKK ve türevlerinin temsilcisi olan HDP ile gizli ve açık işbirliği yapmış ve bu iki bölücü unsuru da Türkiye Büyük Millet Meclisine taşımıştır. Meclisin kutsallığından dem vuran, parlamenter rejimden vaz geçmeyeceğini har fırsatta açıklayana Say8ın Kılıçdaroğlu, bu uğurda her şeyi mübah saymış ve cumhuriyet değerlerini ayaklar altına almıştır.

Başta Sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP kurmayları, Sayın Muharrem İnce’yi cumhurbaşkanı adayı göstererek her türlü kazançlı çıkmayı planlamışlardır. Sayın İnce, seçimlerde başarılı ya da başarısız olsa da, Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi kazançlı çıkmaya çalışmaktadır. Sayın İnce’nin adaylığı ile onun üzerinden kurultay baskısından kurtulmak ve genel başkanlığını garantilemek istemiştir. Sayın İnce’nin başarılı sonuç alması halinde, onu ben ya da biz aday gösterdik deyip, başarısına ortak olarak sahiplenecekti. Seçim sonrası İnce’nin aldığı oy oranına göre başarılı olamamıştır deyip, kurultay baskılarına ve istifa çağrılarına direnmeyi tercih etmektedir. Bakalım daha ne kadar ve nereye kadar direnebilecektir. İşin sonunda varılacak yer, rahmetli Ecevit’in aynı usul ve yollarla kurmak zorunda kaldığı DSP Demokratik Sol Parti’sidir. DSP, Sayın İnce’ye, yeni Karaoğlan, Türk soluna hayırlı olsun.

Sayın Kılıçdaroğlu ve ekibi haksız da değildir aslında, İnce’nin başarısız olduğu söyleminde. İnce’nin aldığı oyların yaklaşık %5-6’sı bölücü örgütlerden gelen emanet oylardır. Aynı şekilde, CHP’den de yaklaşık %5-6 oranında oylar, HDP ve İP’e gitmiştir. O halde, İnce,  CHP’nin oylarını anlamlı bir şekilde artırmadığı gibi gelen oylar da İnce’nin şahsi oyları değildir.

Son tahlil; cumhur ittifakı ile yola DEVAM. Hani bir şarkı sözünde olduğu gibi seçmen, “biz ayrılamayız. …. olsa da biz ayrılamayız, ayrılmamalıyız” demiş ve bunun gereklerini siyasilerden beklemektedir.